Basarinin bedelini bir dönem ödemeyenler, basarisizligin bedelini bir ömür boyu öderler. (Mümin Sekman)

Ojgeldin Ramazan, teravih, iftar çadırı filan.

Genel — Etiketler:, , — erayalakese @ 20:30

Hiç öyle iftar saati, Sultan Süleyman sabrına sahip insanlardan olamadım. Yok efendim ezanın bitmesini bekleyelim, sonra hep beraber dua edelim filan hakikaten bana göre değil. Ezan bittiğinde ben yemeğimi bitirmiş oluyorum zaten.

Son zamanlarda (son 1 yıldır) bariz göbek yapmış durumdayım. “Ayy valla ramazanda kilo veririz, ehe” kervanına ben de katıldım. Sonuç mu? Kilo aldım!! Sahur vakti son saniyeye kadar, hayvanlar gibi yemek yiyip, sonra kütleyi devirip yatıyorum tabiii. Sonra iftara kadar, çok az hareket edip, bol bol uyuyup, iftarda gene hayvanlar gibi saldırıyorum yemeklere.

Sahurda, bir parça peynir yiyip, bir bardak da çay için oruç tutan insanlar var. Nasıl dayanıyorsunuz abi??? 100 desibel şiddetinde karnım guruldar yeminle. İnsan içine çıkamam. Zaten çıkacak mecalimde olmaz.

Bu ramazan bir kez teravih namazına gittim. Hoca o kadar uzun tuttu ki duaları, 5 vakit namaz kılan her teravih namazına giden babam bile höh dedi. Namazı kılarken bir yerden sonra hakikaten bu dünyadan kopuyorsunuz yahu.

subanerabbilalala… subanerabbilalala… sub….

Bu ramazan ilkleri yaşıyorum hep. İlk kez bu kadar çok oruç tuttum (sadece 4 fire). Sonra ramazan çadırına gittim. “Değişik bir ortam, eğlenceler, hiç tanımadığın insanlarla karşılıklı oturup yemek yemek, ohh ohh şahane” dediler özenip gittik Eminönü iftar çadırına. Haberlerde filan da gösterdiklerinde hep öyle oluyordu. İnsanlar toplanmış, hep beraber yemek yiyorlar filan. Şahane bir ortam var.

Neyse işte, bizimkiler önden gitti biraz gezeriz hem dediler. Ben de arkalarından gelecektim ama çok trafik vardı. Baya geç kaldım. Vardığımda bizimkiler sıradaydılar, hala girememişler ama baya öndeydiler. Bizimkiler sıradaki insanlara ne söylediler, nasıl ikna ettiler bilmiyorum ama o yüzlerce insan benim ön sıraya geçmeme göz yumdular. (Ne göz yumacaklar?? çok pis saydırmıştırlar :S ) .

Çadırda olay şu : insanları içeriye parti parti alıyorlar, devamlı “yemeğini bitirenler hiç vakit kaybetmesin lütfen, dışarıda sıra var” anonsları yapılıyor. Biz de içeriye girdik, tabldotları aldık filan yemekleri doldurdular filan boş bulduğumuz yerlere oturduk. Yemekler güzeldi. Dışarıda bekleyen aç insanlar var diyerekten aceleyle yemeklerimizi bitirip koşa koşa çıktık. Hiç öyle ana haber bültenlerindeki (ve Coca Cola reklamlarındaki) gibi bir ortam yoktu. Bu kesinlikle bir eleştiri değil yanlış anlaşılmasın. Yemekler, servis herşey şahaneydi. Hiç izdiham gibi bir durum da yoktu, gayet sistemliydi yani. Tabiki yemek için bekleyen çok insan olunca böyle şeylerin olması çok normal.

Sadece şunu anlatmak istiyorum. Bizim gibi “bi bakalım nasıl birşeymiş?” diyerek, yurtdışı gezisine çıkmış turist gibi gitmeyin oraya. Evde yemeğiniz varsa, bırakın iftar çadırından ihtiyacı olanlar faydalansın. Gezilip, görülecek bir aksiyonu yok çünkü. Sırf görmek için iftar çadırına giden çok insan vardır. Ezan okunduktan yarım saat sonra bile upuzun bir yemek kuyruğu vardı.

Meyve Sularındaki Gerçek Meyve Oranı

Dün bir meyvesuyu kutusunun üzerinde şunu okudum. “En az %20′si meyve suyudur“. E yuh! Gerisi ne peki??

Insan ufaktan bi huylanıyor tabii, noluyoruz yahu? diye. Bende araştırmacı blogcu olarak hemen bu konuya bir el atayım dedim. İlk olarak Meyve Suyu Endüstrisi Derneği’nin sitesinde, sağda gördüğünüz grafiği buldum. meyve suyu 300x300 Meyve Sularındaki Gerçek Meyve Oranı

Bu grafiğe göre, reklamlarda “gerçek meyve tadı” diyerekten satılan toz içeceklerde, sadece tatlandırıcılar ve kimyasallar var. MEYVE SUYU yazanlar ise tamamen meyve suyundan oluşuyor. Zaten %100 meyveden oluşan meyve sularının kutusunda koca koca harflerle %100 MEYVE SUYUDUR yazıyorlar.

Ancak, her meyvenin %100 meyve suyu üretimine uygun değildir. Kimisinin tadı çok ekşi, kimisinin kıvamı koyudur ve bu içeceklerin sulandırılması, tatlandırıcı katılması zorunludur. Bu içecekler de meyve nektarı denilmektedir.

Meyve Suyu Endüstrisi Derneği bu konuda çok güzel bir yazı hazırlamış ve meyve suları hakkında merak ettiğiniz herşeyi bu yazıda bulacağınıza emini. Yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

(2) MEYVE SUYU ÇÜRÜK MEYVEDEN Mİ İŞLENİYOR?
(3) MEYVE SUYU KORUYUCU KATKI İÇERİYOR MU?
(4) E KODU NEDİR, E 330 ZARARLI  MIDIR?
(5) MEYVE SUYU OBEZİTEYE  YOL AÇIYOR MU?
(6) MEYVE SUYU DİŞ ÇÜRKLÜĞÜ NEDENİ MİDİR?
(7) ANTİOKSİDAN NEDİR,MEYVE SUYUNDA VAR MIDIR?
(8) NEDEN VE NE KADAR MEYVE SUYU İÇİLMELİDİR?
(9) BAZI  MEYVE SULARI DAHA MI YARARLIDIR?
(10)  MEYVE SUYUNUN  RAF ÖMRÜ NE KADARDIR?
(11)  ETİKETTEKİ HANGİ  BİLGİLER DAHA ÖNEMLİDİR?

neden meyvesuyu 300x191 Meyve Sularındaki Gerçek Meyve Oranı

Yazmak

Genel — Etiketler: — erayalakese @ 13:06

Yazı yazmak müthiş birşey yahu. İnanılmaz rahatlatıyor.

Ya tabi “manita terketti lan, hadi bunu yazayım” filan demiyorsunuz ama 2 ay 17 gün sonra (sarhoş olduğunda) kızı arayıp, “nuraaay dön banaaa” demektense, yazmak daha iyi mesela. Kimseden çekinmeden, korkmadan yazmak lazım. Yoksa stres atamıyorsunuz, deşarj olamıyorsunuz.

Yazı yazmanın gücünü ve zevkini biraz geç farkettim. Daha önce hep teknik konularda blog tutmuştum. İyi ki bu blogu açmışım…

ha gayret!

Genel — erayalakese @ 00:06

Karpuz çantası diye birşey yapmış bizimkiler. Evet, karpuz. Nedense, uzun yada kısa yaptığımız bütün seyahatlerde yanımızda karpuz gibi yükte ağır, pahada hafif şeyler taşıyoruz. Engel olamıyorum. Bir tane ufak Ford Fiesta’mız var zaten.  Onu da ağzına kadar doldurup, daha sonra birsürü eşya yığınının üzerinde Kütahya’ya kadar yolculuk ettiğimi bilirim. Kapı açılsa dışarı fışkıracağız, o derece dolu araba. Poşetlerin üstünde uyumaya çalışıyorum, ayaklarımı koyacak yer yok çünkü yerde soğan poşetleri filan var. Hani paralel evrene gidiyoruz ya, orada belki tarım gelişmemiştir, soğan yetişmiyordur filan diye düşünüyor sanırım bizimkiler.

Şimdi bir de siz bizim araba yolculuklarımızı normal yolculuk sanacaksınız. Yaşından ötürü mü, yoksa yıllarca tank kullanmanın verdiği alışlanlık mı bilinmez ama arabayı çok yavaş kullanan bir babam var. Yetmezmiş gibi, araba saatte 90km’yi aşınca, çift silindir çalıştığını (yani daha çok benzin gittiğini) öğrenmiş bir annem var. Bomboş otoyolda 50km ile gidiyoruz. Bazen babam bir çılgınlık yapıp 60′a 70′e filan çıkıyor. 90′a çıkınca annem hemen uyarıyor. (bey para gidiyor.)

Bugün yazlığa gelirken de aynı şeyi yaşadım. Sol şeritten(!) ve o kadar yavaş gidiyoruz ki, arabalar vızır vızır geçiyor, kimisi arkadan korna çalıyor filan.

Baba : Bak şerefsize bak, hemen korna çalıyo, yol boş geç işte yandan, tabakaneye bok yetiştiricen sanki. (sonra bana dönerek) bakma böyle hızlı gittiklerine Silivri’ye bizden en fazla 15 dakika erken varırlar.
Eray : …

İstanbul’dan Kütahya’ya saatte maksimum 65km hızla gitmişliğimiz var. Sıkıntıdan ne yapacağımı şaşırırdım. Çok yavaş gittiğimiz yetmiyormuş gibi mutlaka bir de piknik yaparız. Boş bulunan bir gölgeye arabayı çekip, yere bir örtü serip, çay içer yemek yeriz. Normalde 5 saatlik yolu biz 8-9 saatte filan gideriz.

Hayır sonra ben laf edince de “eyvah eyvah sen kurallara hiç uymayacaksın, sana hayatta ehliyet aldırtmam” deniyor. Zaten araba kullanmayı da öğretmiyor. “Çok istiyorsan alayım bir kitap oradan oku” diyor. Güya beni koruyor işte ama ben motorsiklet kullanmayı da, araba kullanmayı da sokakta babamdan gizli öğrendim. (Gerçi araba çok az kullandım).  Sanki böyle olunca daha çok güvende oluyorum.

Alaycı Kuş – Açlık Oyunları’nın son kitabı – Susan Collins

alaycikus Alaycı Kuş   Açlık Oyunlarının son kitabı   Susan CollinsAçlık Oyunları çok şahane bir kitaptı yahu. Gerçi 2. kitabını (Ateşi Yakalamak) yarıda bırakmak zorunda kalmıştım. Ben daha 2. kitabı bitirmeden, 3. kitabı çıkıyor.  Zaten takipçileri, hayranları iyi bilir.

Aşağıdaki linkten Alaycı Kuş için ön sipariş verebilirsiniz. Hemen ön sipariş verirseniz, kitap satışa başladığında (2 Eylül) ilk sizin elinize ulaşır.

Doğru Kişiyi Buldunuz Mu?

Genel — Etiketler:, — erayalakese @ 05:35

Facebook’ta bir yazı buldum ve aynen aktarıyorum (arada garip şekiller, yeli yersiz büyük harfler filan var ama bana ait değil, zamane gençliği işte, keratalar…) :

Her Sabah ” günaydın” mesajı atıyorsa, ♥
Her Cümlenin Sonuna sevgilim, aşkım ws. …gibi sevgi sö…zcük…leri (!) koyuyorsa, ♥
2 dk’da bir sizi öpüyorSa, ♥
Elinizi tutmadan yürümüyorsa, ♥
Face’deki bütün fotoğraflarınızı beğenip yorum atıyorSa, ♥
Paylaştığı aşk Şarkılarına sizi etiketliyorsa, ♥
Hér tartışmada Özür diliyorsa, ♥
Hér Buluştuğunzda size çiçek alıyorsa ♥

Bu ” Size kesinlikle aşık.! “♥ olduğunu göstermeez..!

AnCaaaaakkkk !

Her ağladığınzda şartlar ne olursa olsun yanınızda oluyorsa ♥♥♥
Üzgün olduqunuzda sizi mutlu etmek için türlü türlü saçmalıklar yapıyorsa ♥♥♥
Sürekli deqil, sadece gerektiği zaman mesajlaşıyorsa.. ( işiniz ya da dersinizin olabileceğini veya ailenizle de vakit geçirmeniz gerektiğini düşünecek kadar düşünceli olduğu için.)
Her yerde deqil sessiz sakin mekanlarsa elinizi tutuyorsa ( gösterişten uzak bir aşk gerçek aşktır.)
Face’deki güzel fotolarınızı gördüğünde bu fotoları başka kişilerin de gördüğünü düşünüp içten içe kıskanıyor, fakat bişey demiyorsa :)
Sizin için Herkesi karşısına alabiliyorsa..

veeee…

Siz ona bu metni okuttuğunzda o yorum yapmayıp sadece tebessüm ediyorsaa Doqru kişiyle berabersiniz :)) (♥)

Aile Hiyerarşisi

Genel — Etiketler: — erayalakese @ 16:43

En çekirdeginden, en hanedanina kadar bütün ailelerde bir aile hiyerarsisi vardir. Çok pis bi dikey hiyerarsi. Yani bir konuda birisini ikna etseniz, ötekisi “olmaz!” der ve o is olmaz.

Misal : çocuk anneye “anne okul gezisi var, gidiyim mi?” der. Anne de “tamam ben babanla konusurum” der. Sonra anne babaya gider “bey böyle böyle çocuk geziye gidecekmis” der, izin alinir. Devlet dairesi gibi ama. Anneye söyledikten sonra babadan vize çikmasi için aksama kadar, hatta bazen ertesi güne kadar beklenir. Hele ki baba sinirli bir insansa, neseli bir ani yakalanana kadar timsah gibi pusuda beklenir.

Tabi okul gezisi çok normal bir taleptir ve evin reisini yöneten kadini ikna etmek nispeten daha kolaydir.  Ama mesela bazi konular vardir ki, birinci asamayi öyle kolay geçemezsiniz. Misal : arkadaslarla yaz tatiline gitmek. Basta anne burun kivirir zaten. Ya çocugumun basina birsey gelirse? feryatlariyla.  Saatlerce (hatta günlerce) dil dökülür, anne ikna edilir, sonra sira gelir babaya. Mesela annenin babaya, çocugun bu istegini aktardigi sahne genelde yemek esnasinda olur (dizilerde öyle valla). Iste burada babanin tepkisini hakkatten kestiremiyorum. Çünkü çok degiskendir. Her baba için ayri ayri inceleme gerektirir.

Ya mesela çok merak ediyorum. Söyle bir muhabbetin oldugu bir aile var midir:

Çocuk : Baba yaa, yazin arkadaslarla bizim yazlikta takilalim diyoruz. Hani kizlar filan, anlarsin ya
Baba : (muhtemelen baba fönlü saçli, kasli, ince askili tshirt giyen, harley davidson abilerdendir) Tamamdir koçum, korunmayi unutma.

Dedim ya babalar degiskendir diye, anneler öyle degil iste. Temiz kalplidir, saftir ve kolay ikna edilebilir. Bu yüzden aranizi çok iyi tutmalisiniz. Anneyi, o isteginizin gerekliligine inandirirsaniz o is çok büyük ihtimalle olur. Çünkü anne ikna edicidir. Babaya hükmeder. Ne yapar eder kabul ettirir. Kizar, azarlar, küser, yemek yapmaz, aglar, dirdir eder, kadinligini kullanir, kabul ettirir.

Ama bu demek degildir ki anne her zaman o konuyla ilgili bir fikir beyan edecek. Bazen de “beni karistirma, git babana söyle” der. Gitmeyin. Valla gitmeyin. Hiyerarsi piramidinin daha ilk basamaginda çuvalladiysaniz, en sonunda o piramitle nahos anilar (#@!+&%*) yasarsiniz.

Buraya kadar hep çekirdek aileden bahsettim. Bazi aileler merkezden disa dogru genisliyor ki, eyvah eyvah düsman basina. Hepsi birbirinden bagimsiz, hepsi kendi basina buyruk, ve hepsi birer karar mercii. Hepsini birden ikna etmeniz gerekiyor. Kisacasi YATAR O IS.  Sizden küçük kardesiniz varsa, sallamayin onu. Sizinkiler de sallamayacaktir. Ama abiniz / ablaniz varsa, “belki biz artik yaslandigimiz için anlayamiyoruz, bir de ablasina/abisine soralim” mantigiyla ona da danisabilirler.

Eger evde dedeniz, anneanneniz, babaanneniz filan varsa onlarinda ise karisma ihtimali var ki, eger karisan tiplerdenseler muhtemelen hiyerarsinin en üst basamagindadirlar. Ve yine muhtemelen, “bizim gençligimizde (60yil önce) böyle birsey yoktu o yüzden izin vermiyorum” mantiginda tepkilerler karsilasacaksiniz.

En kaba haliyle bu aile trafiginin yorumlayacak olursak :

aile hiyerarsisi 300x263 Aile Hiyerarşisi

Küçük ‘Etekler’

Genel — Etiketler:, — erayalakese @ 13:00

Bir zamanlar bir yazı yazmıştım, dizilerdeki liseli profilini eleştiren. Bugün TV izlerken gördüm, Küçük Kadınlar dizisinin reklamını. Küçük kadınlar’ın ortancası büyümüş de liseye başlamış. Tabi gene etekler ön plandaydı (yada abazan bir anıma denk geldi bilemiyorum) .

Hayır bu dizi yapımcıları hiç mi okumuyorlar blogumu anlamıyorum ki. Hayret bişey yahu.

EK OLARAK : Küçük Sırlar dizindeki bağyanların etek boyları uzatılacakmış :(

Hayat çok piç lan. Vallahi bak.

Genel — erayalakese @ 12:47

Hayat sürprizlerle dolu. Ne olacak, kimle karşılaşacaksınız, ne yaşayacaksınız ve en önemlisi ne zaman, nasıl bitecek belli değil.

Bazılarımız bu süprizleri bir şekilde felakete dönüştürüyor. Sonra kendi felaketinin içinde boğuluyor. İçin için kendini yiyor.

Geçte olsa, en acı verici şekliyle öğrendim ki kalıp beklemek çözüm değil, yüzleşmek ve çarpışmak gerekiyormuş bu hayatta.

VE YENİ BİR HAYAT KURMAK. Demiştim ya hayat süprizlerle dolu ne zaman, kiminle karşılaşacağınız belli değil.
Hayatın bize oynayacağı bir sonraki oyun başlayana kadar ne diyebilirim ki? KOY GÖTÜNE GİTSİN…

Einstein Bulmacası

Genel — Etiketler:, , , , , — erayalakese @ 16:23

zBK348723IA345 2501 Einstein Bulmacası

Kitapçıda görüp inceleme fırsatı bulduğum; paradoks, zeka bulmacaları severleri tatmin edecek güzel bir kitap. İdefix’te kitap kısaca şöyle anlatılıyor :

Einstein meşhur bulmacasını çocukken tasarlamıştı. Beş komşu ve bir balık hakkındaki bu hain problem öyle akıllıcaydı ki Einstein bu soruyu her elli kişiden yalnızca birinin çözebileceğini öne sürmüştü. Ama bu sadece başlangıç…

Bu kitapta, şimdiye dek tasarlanmış en şaşırtıcı zihin açıcılarla karşılaşacaksınız. Üç kapıdan birini seçerken, sürpriz partinin hangi gün olacağına dair tahmin yürütürken ya da bilgisayarınıza düşen ve bir şekilde hep doğru çıkan maç tahmini e-postalarının güvenilirliğini hesaplarken gri hücreleriniz fazla mesai yapacak.

Çözümü bulmanız halinde ne kadar gururlansanız hakkınız. Ama aksi durumda lütfen sorumlu okurluğu elden bırakmayın; çözememenin verdiği sinirle fırlatılan kitap yaralayıcı olabilir.

Kitabı Idefix’ten indirimli fiyatıyla alabilirsiniz

(1 / 14 sayfa)1234510...Son »
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-Noncommercial-Share Alike 3.0 Unported License.
(c) 2010 LYS / YGS Sürüngeni | powered by WordPress with Barecity